
| Çevre ve İklim Değişikliği TOBB’da Masaya Yatırdı |
Türkiye’nin AB Katılım Süreci ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında yürütülen çalışmaların anlaşılması ve iş dünyasının sürece katkısının sağlanması amacıyla, “Kamu ve Özel Sektör İklim Değişikliği Konferansı” düzenlendi.
21 Temmuz Çarşamba günü Ankara’da düzenlenen konferansa konuşmacı olarak; TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, TOBB Başkan Danışmanı ve Avrupa Komisyonu Eski Başkan Yardımcısı Günter Verheugen katıldı.
Keşan Ticaret ve Sanayi Odası’nı temsilen katılan Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Helvacıoğlu da konferansa katılarak toplantı sonucuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
’’
İklim değişikliğini dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri olarak tanımlayan Helvacıoğlu: ‘’İklim değişikliği ile ilgili mücadele yakın gelecekte temel mesele olacak’’ dedi.
Dünya ısısının sanayi devrimi öncesine kıyasla 2 dereceden daha fazla yükselmesi durumunda, iklim değişikliğinin geri döndürülemez hale geleceğine ve uzun vadede çok büyük etkiler yaratacağına dikkat çeken Helvacıoğlu sözlerine şöyle devam etti: ‘’Avrupa ülkelerinin kapladığı toprakların büyük bir kısmı da dahil olmak üzere, yeryüzünün alçak kesimleri yükselen deniz seviyesinin altında kalarak en sonunda tamamen yok olabilir. Dahası böyle bir durumda, dünyanın bir çok bölgesinde, herkese yetecek kadar içme suyu bulmak imkansız hale gelebilir. Hem fiziksel hem de ekonomik zararlara yol açan kötü hava koşulları daha da sıklaşacaktır. Buna bağlı olarak ülke ekonomileri de farklı bir iklimle başa çıkmanın getireceği yüksek maliyetler karşısında çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar. En geç 2020’ye kadar küresel sera gazı salınımları istikrarlı bir hale getirilmezse ve 2050’ye kadar 1990’lardaki salınım düzeyinin yaklaşık yarısına indirilmezse, bu yarışı muhtemelen kaybedeceğiz.
Fosil yakıtlarının kullanılması ve tarım arazisi açmak için ormanların yok edilmesi gibi insan eliyle gerçekleştirilen faaliyetler, atmosferdeki karbondioksit düzeyini ve ısıyı tutan diğer gazları arttırmaktadır. Sera gazlarının atmosfere eklenmesi, doğal bir süreç olan sera etkisini arttırmakta, bu ise dünyanın daha da ısınmasına ve iklimin değişmesine neden olmaktadır. Çözüm ise başta karbondioksit olmak üzere küresel sera gazı salınımlarını azaltmaktır. Bu da, doğal kaynaklardan daha iyi yararlanmak anlamına geliyor. Isıtma, soğutma ve ulaşımda kullanılan benzin, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlar sera gazı salınımlarının başlıca kaynaklarıdır. Fosil yakıtları daha az miktarlarda ve daha verimli bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Ormansızlaşmayı tersine çevirmek, özelliklede karbondioksiti emen tropik ormanların yok olmasının önüne geçmekte iklim değişikliği ile ilgili mücadelede büyük önem taşımaktadır.’’
Hisarcıklıoğlu: ‘’Herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını destekliyoruz.’’
Yaptığı konuşmada, Türkiye’nin; insanların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşayabilmesi, sürdürülebilir kalkınma hedefinin gerçekleştirilmesi ve dünya standartlarında bir çevre politikasına sahip olması için yoğun bir çaba içerisinde olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, Anayasamızla teminat altına alınmıştır. Bu hakkın korunması hedefini, vatandaş olarak, işadamı olarak ve iş dünyasının çatı kuruluşu olarak daima destekliyoruz” dedi.
Verheugen: “İklim değişikliği tüm ülkelerin gündeminde”
TOBB Başkan Danışmanı ve Avrupa Komisyonu Eski Başkan Yardımcısı Günter Verheugen de, iklim değişikliği konusunun tüm ülkelerin gündeminde en üst sıralarda olduğunu belirterek, 2000–2009 döneminde en sıcak 10 yılın yaşandığını, dünyanın sıcaklık artışı, deniz seviyesinde artış, çölleşme, buzullarda azalma gibi tehlike ile karşı karşıya kaldığını söyledi.
Küresel ısınmada, karbondioksit ve metan salınımındaki artış, fosil yakıtların kullanımı, tarımsal ve sanayi faaliyetlerinin büyük etkisi olduğunu anlatan Verheugen, küresel ısınma ile mücadele çalışmalarının bölgesel olarak değil, küresel bir görev olarak algılanması gerektiğini vurguladı.
AB'nin, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin emisyonlarını yüzde 15-30 oranında azaltılmasını teşvik ettiğini belirten Verheugen, ancak, Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerin gerekli çabayı göstermemesi durumunda çalışmaların hiçbir anlam ifade etmeyeceğini, o yüzden bu ülkelerin desteğine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
İklim değişikliği ile mücadele konusunda Türkiye'de halkın bilinçlendirilmesi ve desteğinin önemine işaret eden Verheugen, üretim ve tüketim modellerinde değişikliğin de bir mantalite değişikliğini beraberinde getirmek zorunda olduğunu kaydetti.
Bakan Eroğlu: “Ağaçlandırma ve erozyon kontrolünde dünyada lideriz”
TOBB'daki konferansta ''İklim Değişikliği ve AB Sürecinde Sanayi'' konulu sunum yapan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ise, Türkiye'nin Kyoto Protokolü ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi Sözleşmesi'ne taraf olduğu anımsattı.
Türkiye'nin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı en hassas bölgeler arasında yer aldığına dikkati çeken Bakan Eroğlu, sera gazı emisyonunun azaltılması için enerji, ulaştırma, atık, tarım, ormancılık ve arazi kullanımı konusunda önemli çalışmalar yaptıklarına işaret etti.
Türkiye'de ağaçlandırma konusunda birçok ülkeye örnek olacak çalışmaların yapıldığını belirten Eroğlu, ''Ağaçlandırma ve erozyon kontrolünde dünyada lideriz'' diye konuştu. Ağaçlandırma ve erozyonla mücadele için milli seferberlik başlattıklarını anımsatan Eroğlu, Türkiye'de yapılan çalışmaların birçok ülkeye örnek olduğunu söyledi.
Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
Older news items:
|